Reklam Alanı 4
0
lütfen lütfenGiriş Yapya daKayıt OLBunu yapmak için.

Tarih boyunca aşkın sınırları zorlayan birçok hikayesi anlatılmıştır. Ancak Carl Tanzler’in hikayesi, sevginin ölümden sonra bile devam edebileceğine dair saplantılı ve tüyler ürpertici bir örnek olarak kayıtlara geçti. Bu olay, 20. yüzyılın en ilginç ve rahatsız edici vakalarından biri olarak kabul edilmektedir.

 

Carl Tanzler Kimdir?

Carl Tanzler, 1877 yılında Almanya’da doğdu. Tıp alanında eğitimi olmadığı halde, kendisini doktor olarak tanıtan Tanzler, radyoloji teknisyeni olarak çalışıyordu. 1920’li yıllarda Amerika’ya göç ederek Florida’daki Key West’te bir hastanede işe başladı. Tanzler’in hayatı burada, ona göre “kaderinin kadını” ile tanışmasıyla tamamen değişti.

 

Elena ile Karşılaşması

1930 yılında Tanzler, Key West’te bir hastanede çalışırken 21 yaşındaki Elena Milagro de Hoyos adında bir hasta ile tanıştı. Hoyos, güzelliği ile dikkat çeken Kübalı bir genç kadındı, ancak verem (tüberküloz) hastalığı nedeniyle ölmek üzereydi. Tanzler, Hoyos’a ilk görüşte aşık olduğunu iddia etti ve onu iyileştirmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Ancak tüm çabalarına rağmen Elena, 1931 yılında hayatını kaybetti.

 

Saplantının Başlangıcı

Hoyos’un ölümü Tanzler için büyük bir yıkım oldu. Onun anısını yaşatmak adına cenazesine büyük katkılar sağladı ve ailesinin izniyle Elena için süslü bir mozole yaptırdı. Ancak bu, Tanzler’in saplantısının sadece başlangıcıydı.

Her gece mezarlığa gidip onunla konuşan Tanzler, iki yıl boyunca Elena’nın mezarını ziyaret etmeye devam etti. Ancak 1933 yılında, daha da ileri giderek Hoyos’un cesedini mezardan çıkardı ve evine götürdü.

 

Cesedi Mumyalaması ve Bedenini Korumak İçin Yaptıkları

Tanzler, Hoyos’un cesedini çürümekten korumak için çeşitli yöntemler kullandı. Derisini korumak için balmumu ve alçı uyguladı, çürüyen bölgeleri tel ve bezlerle doldurdu. Göz yuvalarına cam gözler yerleştirdi, saçlarını başına dikti ve bedenini parfümler, dezenfektanlar ve çeşitli kimyasallarla muhafaza etti. Ayrıca, cesedi giydirerek, yatağına yatırdı ve onunla “yaşamaya” devam etti.

Tanzler, tam yedi yıl boyunca Elena’nın cesedi ile aynı evde yaşadı. Komşular, onun Elena’nın hayaliyle konuştuğunu ve evinde tuhaf bir koku olduğunu fark etse de, gerçek ancak 1940 yılında ortaya çıktı.

 

Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Elena’nın kız kardeşi, Tanzler’in tuhaf davranışlarından şüphelenerek polise başvurdu. Polisler eve girdiklerinde, Hoyos’un mumyalanmış cesediyle karşılaştılar. Tanzler tutuklandı ve ölü bedene zarar vermekten yargılandı. Ancak o dönemde bu suçun ciddi bir cezası bulunmadığı için, birkaç hafta içinde serbest bırakıldı.

 

Halkın Tepkisi ve Sonrası

Şaşırtıcı bir şekilde, halkın büyük bir kısmı Tanzler’e karşı bir nefret duymadı. Hatta bazıları onu gerçek aşkın bir sembolü olarak gördü. Ancak bilim insanları ve hukukçular için bu vaka, psikolojik takıntı ve ahlaki sınırların ihlali konusunda çarpıcı bir örnek olarak kaldı.

Tanzler, serbest bırakıldıktan sonra hayatının geri kalanını yalnız geçirdi. 1952 yılında öldüğünde, yanında Elena’nın bir mankeni ve onunla birlikte çekilmiş fotoğrafları bulundu.

Carl Tanzler’in hikayesi, aşkın ve saplantının sınırlarının ne denli bulanık olabileceğini gösteren, rahatsız edici ama bir o kadar da ilginç bir olaydır. Ölümden sonra bile sevdiğini yanından ayırmak istemeyen bir adamın hikayesi, bugün bile birçok kişi için tüyler ürpertici bir gizem olarak hatırlanmaktadır.

Jungle Cruise (2021) – Heyecan Dolu Bir Yolculuk
Reklam Alanı 5

Reactions

0
0
0
0
0
0
Bu yazı için zaten tepki verdim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIF